Komik Temel Karadeniz Fıkraları

Komik Temel Karadeniz Fıkraları Oku

Temel’in 8 tane çocuğu varmış. Ama hepsi de birbirinden salak, geri zekalıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler, durumu anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk istemiyoruz demişler. Doktor bunlara 1
-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanılacağını falan anlatıp yollamış. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış. Temel kara kara düşünmeye başlamış . Ne yapsak ne etsek diye Fadime ” Dur ben sana dantelden örüvereyim demiş.” Ölçüyü falan almış 1
-2 gün içinde örmüş. Aradan 9 ay geçmiş. Temel ile Fadime nin 1 çocukları daha olmuş . Zamanla çocuk büyümüş, 9
-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir çocuk zeki mi zeki, fırlama mı fırlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi, köyün en zeki, en atılgan çocuğu olmuş. Bir gün Temel kahvede otururken sormuşlar. ” Ya Temel senin 9 çocuğun 8′i deli mi deli bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar akıllı oluyor? ” Temel gerine gerine cevap vermiş. ” Süzme o, süzme..!


-+-
Temel ile Fadime Köye hakim yamaca oturmuş, sohbet ediyorlarmış. Temel ne yapsakda sevişsek diye fırsat kollarken
Fadime:” Temel sağa apantisut ameliyatı olduğum yeri cöstereyim mi?” diye sorar.
Temel hemen kabul eder.
” He cöster.” Fadime”Ha şu karşıçi sarı binanın içinci kati

-+-

Temel dahiliyeci olmuş ve buna bir gün kadının biri gelmiş, demiş ki:
-Doktor bey ne yesem onu sıçıyorum. Pasta yiyorum pasta cıkıyor ekmek yiyorum ekmek çıkıyor,demiş. Temel de :
-O zaman bok ye, demiş

-+-

Temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak bir PİRE almış. Çok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire yarım yamalak da olsa zıplamış, o sırada Temel hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden hiçbir hareket yok….. Temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. PİRE incelendi. SONUÇ: “PİRE’nin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır

-+-

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır

—–

Sabah kahvaltısında Fadime Temel’e anlatıyordu:
“Geceki gök gürültüsünü duymadın mı?”
Temel:
“Hayır duymadım…”
Fadime hayretle:
“Nasıl duymazsın?Bir şimşekler çaktı,bir gökler gürledi kiii …Aman Yarabbi…”
Temel öfkelendi:

“Niye beni uyandırmadın?Benim şimşek çakarken uyuyamadığımı bilmez misin
Temelin doğum günüymüş
temel dursuna:
ula dursun öyle bir şey yapıyim ki hem pahalı olmasınhem bizim memurlar sevinsin hemde gazeteler uzun uzun yazsın
dursun cevap vermiş:
öyleyse intihar et hemucuz olur hem memurlar sevinir hem de gazeteler uzun uzun yazar
Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Holandalı, bir de bizim Temel barda sohbet ederlerken sıra gelmiş memleketlerini övmeye..
İngiliz,
“Arkadaslar. .” demiş “Bizim biramız cok meşhurdur.. içmeye kıyamazsınız
Fransız hemen girmis konuya
“Bizim kızlarımız meşhurdur..” demiş, “öpmeye kıyamazsınız”
Alman içini cekip ” Hey gidi memleketim.. ” demiş,
“Biz öyle arabalar üretiriz ki binmege doyamazsınız. .”
Holandalı hemen atılmış, “Evlerimiz.. ” demiş,
“Bizim dünya şirini evlerimiz meşhurdur..”
Bizim en meşhur şeyimiz KGB’dir..” demiş Rus,
“Dünyanın bir ucunda sinek havalansa haberdardır ! ..
Sıra ona gelince İranli ya
” Halılarımız. .” demiş, “Yumuşacıktır ve çok meşhurdur..”
Sonra hepsi birden suskun oturan Temele dönmüşler..
Sakin sakin bakmış onlara ve gülerek baslamış söylemeye..
“Bizim delikanlılarımız meşhurdur. Öyle ki ;

Alır Fransızın kızını , içer ingilizin birasını , Atar Almanın arabasına , götürür Holandalının evine , Yatırır iran halısının üzerine , Degil kocasının, KGB’nin bile ruhu duymaz..”
Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika’nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun’la karısı, Florida’da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler.
Eşi, Dursun’dan önce gider Florida’ya ve ertesi gün için Dursun’a da yer ayırttıktan sonra, ona bir eposta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel’e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır. Zaten çok üzgün olan Temel’in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel’e yardım için koşuşturmaya başlar.
Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir:
“Sevgili Kocacığım,
Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak… Seni dört gözle bekliyorum…” (Karın)

–+–

Temel çok para kazanmış. Ailece lüks bir lokantaya gitmişler. En pahalı şarabı seçip ısmarlamış.
- Garson “ Hangi yıl tercih ederdiniz, diye sorunca,
- Temel “ Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum.”

-+-

Temel ve dursun yaz tatillerinde Antarktika’ya gitmeye karar vermişler. Uzun bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. ertesi sabah bir rehberle anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini soruyorlarmış. Bir ara Temel rehbere seslenerek
- ” Pardon burada hiç beyaz kadın var mı ? ” diye sormuş,
- Rehber “Tabiî ki var, buradaki kadınların yüzde doksanı beyazdır” demiş.
- “Peki siyah kadın var mi?”
- “Eh bir kaç tane var bu civarda”
- “Pekİ siyah beyaz kadın var mı” rehber son derece şaşkın bir şekilde
- “Tabiî ki hayır ben hiçbir yerde rastlamadım böyle kadına” Cevaptan hiç de hoşnut kalmayan Temel Dursun’a dönerek
- ” Ula dursun yoksa dün akşamkiler penguen miydi?????”.

-+-

Temel Londra’ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
- “Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz” Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
- “Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız” Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
-”Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz” Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:
- “Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz

-+-

Temel oğluna parmakların isimlerini öğretiyormuş.”Bak uşağum bu baş, bu işaret, bu orta, bu yüzük ve buda serçe parmak. Anladınmı?”oğlu kafasını sallayarak hayır demiş.Temel bir kez daha anlatmış ve tekrar sormuş ” anladın mı uşağum?”.Çocuk tekrar hayır demiş.Bir daha, bir daha derken en sonunda çocuk anladım deyince, Temel elini sallayarak “bak bakalım bir de karıştırarak sorayım” demiş

——

HALİNE ŞÜKRET
Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir… Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok… Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık… Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel’i bulur. Bir de bakar ki, Temel’in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor…
Bizim Dursun’un kafası karışır ve hayretle Temel’e yaklaşır:
Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum… Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun… Derken, Bizim Temel patlar:
Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi… Patlayrum.

SAY
Bizim küçük Temel, Okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda öğretmen:
Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim.
Temel sevinir, sözlüye kalkar… Hoca:
Söyle bakayım Temel, İngiltere’yle Fransa kaç kez savaştılar?
Küçük Temel:
Alti defa savaştiler öğretmenum.
Hoca:
Aferin sana Temel, tebrik ederum, der.
Küçük Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca:
Peki say bakalım, demez mi?
Küçük Temel:
Bir… İki… Üç… Dört… Beş… Alti.

Kısa adres:

Yazar - 21 Ocak 2009. Kategori Fıkralar. Bu yazıya yazılan yazıları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0. Yorum yazabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>