Hyundai, %10 indirim kampanyasını uzattı
Hyundai, 31 Aralık 2008′e kadar geçerli olan yüzde 10 indirim kampanyasını 9 Ocak 2009′a kadar uzattı.
Hyundai’den yapılan yazılı açıklamada, Hyundai’nin 2009 yılının ilk günlerinde de 2008 fiyatlarıyla herkesi Hyundai sahibi yapmayı, Türkiye’nin Hyundai kalitesinden, teknolojisinden ve güvenliğinden yararlanmasını amaçladığı bildirildi.
Açıklamada, Türkiye ve tüketici için uzatılan bu kampanyada, Hyundai’nin i10, Getz, Accent Era, Matrix, i30, Coupe FX, Sonata, Grandeur, Tucson ve Santa Fe’den oluşan toplam 10 adet binek otomobil modeli ve H-1 ile H100 hafif ticari araçlarının yüzde 10 indirimle satışının 9 Ocak 2009′a kadar devam ettiği ifade edildi.
İndirimli fiyatlar şöyle:
“Hyundai’nin ilk 12 aylık sürede yaklaşık 16 bin 100 adet ile en çok satılan modeli olan ve Türkiye’nin tüm araçlar arasında en çok tercih edilen ikinci otomobili Accent Era’da fiyatlar 18 bin 900 YTL’den başlıyor. Hyundai’nin SUV modeli Tucson, 52 bin 250 YTL’ye alınabilirken Coupe FX 1.6′nın fiyatı ise 39 bin 500 YTL’ye kadar düştü.
Getz’in fiyatları 20 bin 50 YTL, Matrix’in 23 bin 300 YTL, i30′un 31 bin 50, Sonata’nın 46 bin 600 ve Santa Fe’nin de 82 bin 250 YTL’den başlıyor. Ayrıca Tucson ve Santa Fe modellerinde Thule marka araç üstü taşıyıcı ayak ve kayak taşıma kiti hediye olarak sunuluyor.
Hyundai’nin hafif ticari araçlarında da yüzde 10′luk indirim avantajı sunuluyor. H100 Kamyonet’in fiyatları 22 bin 250 YTL ile 27 bin 350 YTL arasında değişirken Türkiye’nin ilk ve tek 7 yıl / 150 bin kilometre mekanik garantiye sahip olan aracı H-1′in fiyatları da 28 bin 700 YTL’den başlıyor.”
Binbir gece filminde ünlü çiftten aşk itirafı
Halit Ergenç: İlişkimiz Paris tatilinde başladı. Halit Ergenç, iki ay önce 1.5 yıllık eşi Gizem Soysaldı’yla boşanmasının nedeni olarak görülen Bergüzar Korel’le ilişki yaşadığını itiraf etti.
Ergenç, “Evet, Bergüzar’la birlikteyiz. Dostluktan ve arkadaşlıktan sonra bu boyuta geçmek, ikimiz için de çok zor oldu. İlişkimiz yeni başladı. Bayramda gittiğimiz Paris tatili ikimiz için de çok heyecan vericiydi. Orada özgürdük. İlişkimiz orada başladı. Bu aşkı kendimize bile itiraf edemiyoruz. Çünkü çok yeni bir şey. Bu yüzden de döner dönmez açıklayamadık. Şu anda her şey ikimiz için de çok güzel gidiyor, mutluyuz” dedi.
Bebeğinize masaj yapın sütünüz artsın

Bebek masajı, anne sütünün artmasını sağlayan prolaktin hormonunun salgılanmasına, bebeğin kilo almasına ve anne – bebek arasında sağlıklı iletişim kurulmasına neden olur. Ayrıca kas koordinasyonunun artmasına, dolaşım, sindirim ve solunum sistemlerinin gelişmesine, rahatlamaya, hareketliliğin artmasına yardımcı olarak bağışıklık sistemini güçlendirir.
Temelinde dokunma duyusunun uyarılması olan masaj yüzyıllardır kasları güçlendirmek ve yaraların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla tedavide kullanılmıştır. Dokunma duyusu bebek için dış dünya ile iletişimin temelidir, bir başka canlıya dokunmak bebeğe güven ve sıcaklık verir. Anne bebeğiyle ilk ilişkisini ona dokunarak kurar, yaşamın erken döneminde bebekler görme ve işitmeden çok, koku ve dokunma duyuları yardımıyla çevreyi tanırlar.
Bebek annesinin dokunuşlarıyla dünya ile iletişim kurmaya başlar, anne bebeğine dokunarak onu sever. Dokunma duyusunun masaj yöntemiyle uyarılmasının bebeklerdeki olumlu etkileri gösterilmiştir. Masaj, kas-iskelet, sinir ve dolaşım sistemlerini uyararak bir dizi biyokimyasal ve fizyolojik işlemi başlatmaktadır. Sık kucaklanarak sevilen bebeklerin solunum ve dolaşım sistemlerinin daha çok geliştiği gözlenmiştir. Bu nedenle de masajın bebeklerde görülen sindirim bozuklukları, infantil kolik, uyku düzensizlikleri gibi sorunlarda etkin bir tedavi yöntemi olabileceği düşünülmektedir. Ancak masajın büyüme, gelişme ve iletişim üzerindeki etkileri halen araştırılmaktadır.
Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde masaj uygulamalarının kilo almayı hızlandırdığı, daha hızlı ve dengeli bir gelişim sağladığı, uyanıklık süresini artırdığı kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Bebek masajı ayrıca prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin annelerinde çaresizlik ve yetersizlik duygularını da azaltabilmektedir.
Dokunma ve masajın yaşam kalitesini artırdığına dair bazı bilimsel veriler de mevcuttur. Anneleri depresyonda olduğu için dokunularak sevilmeyen bebeklerin büyüme gelişme geriliği gösterdikleri de saptanmıştır.
Masaj yapılan bebekler yalnızca beşikte sallanan bebeklerle karşılaştırıldığında masaj uygulananların daha aktif, daha uyanık oldukları ve daha az ağladıkları görülmüş, masaj uygulanan bebeklerin daha fazla kilo aldıkları, daha kolay uykuya daldıkları ve anneleri ile yüz yüze geldiklerinde daha yakın davranışlar sergiledikleri gözlenmiştir. Masaj vagal aktiviteyi artırarak besin emilimini artıran hormonları artırmakta ve bebeğin kilo alımına katkıda bulunmaktadır.
Masaj ayrıca bağışıklık sistemini de uyarabilmektedir. Bebeğini okşayan ve ona dokunan annelerde rahatlama hissi olur ve anne sütünün artmasını sağlayan prolaktin hormonu salgılanır. Anne bebeğine yakınlaşır, aralarındaki güzel ilişkinin temeli böylece güçlenir.
Bebeğe sevgi ve şevkatle dokunma onun gelişimine büyük katkıda bulunacaktır. Bebek masajı bu dokunmayı temel alarak yapılan bir dizi hareketten ibarettir ve bebeğin sağlığı ile anne ile iletişimine çeşitli katkılarda bulunur. Bebek masaj sayesinde rahatlamayı ve annesiyle ilişki kurmayı öğrenir. Masaj, kas koordinasyonunun artmasına, dolaşım, sindirim ve solunum sistemlerinin gelişmesine, rahatlamaya, hareketliliğin artmasına yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirebilir.
Yolcu treni ile yük treni çarpıştı

Sivas’ın Divriği ilçesinde yolcu treni ile yük treni çarpıştı. İlk bilgilere göre kazada yaralananlar olduğu bildirildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Sivas’tan Erzurum yönüne giden ve makinistinin kimliği öğrenilemeyen 41410 sefer sayılı Doğu Ekspresi, Divriği’den Çetinkaya istikametine giden bir yük treni ile Güneş-Avşar arasındaki bölgede çarpıştı.
Kazada ilk bilgilere göre yaralananların olduğu bildirildi.
Microsoft Office Live Workspace’nin Türkçe sürümü yayında

Microsoft Türkiye’den yapılan yazılı açıklamada, Microsoft Office’in web tabanlı uzantısı olan platformun, kullanıcılara office dosyalarını internet üzerinden kaydetme, paylaşma ve değişiklikleri saklama olanağı sunduğu hatırlatıldı.
Microsoft Office Live Workspace’in Türkçe beta sürümü, yayına açıldı.
Halen 20 dilde kullanılabilen Microsoft Office Live Workspace’in beta sürümünün, hizmete girdiği mart ayından bu yana 1 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaştığı kaydedildi.
Office Live Workspace’in, kullanıcılara internet erişimi olan herhangi bir bilgisayardan veya mobil cihazdan belgelerine erişme, onları düzenleme ve diğerleriyle paylaşma olanağı verirken, kullanıcıların isterlerse binden fazla Microsoft Office belgesini kendi sanal alanlarında saklayabildikleri vurgulandı.
Açıklamada, Office Live Workspace Türkçe betayı kullanmak isteyenlerin, ’’http://workspace.officelive.com’’ adresinden kayıt olabildikleri belirtildi.
Microsoft Türkiye Bilgi Çalışanı Grup Müdürü Aygen Onar Uluer, yaptığı değerlendirmede, tüketicilere ’’yepyeni ve zengin’’ deneyimler yaşatmayı amaçladıklarını ve bu yönde çalışmaya devam edeceklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
’’Bu alandaki çalışmalarımızın en yeni örneklerinden biri olan Office Live Workspace beta Türkçe tüketicilere kendi hazırladıkları dosyalara her an, her yerden ulaşma imkanı sağlıyor. Aynı zamanda, bu belgeler üzerinde başkaları ile birlikte çalışabilecekleri, evde, işte ve okulda, iş ve ilgi alanlarını paylaşabilecekleri bir platform sunuyoruz. Henüz beta sürümü olmasına rağmen Office Live Workspace, çok zengin fonksiyonlar sunuyor ve beta kullanıcılarının geri bildirimleriyle zaman içinde çok daha güçlü bir platform haline gelecek.’’
16 haftada 12 teknik direktör değişti
Turkcell Süper Lig’in ilk 16 haftalık bölümünde işine son verilen veya istifa eden teknik direktör sayısı 12′yi buldu. Sadece dokuz takımın futbolcuları sezon başından bu yana aynı çalıştırıcıyla antrenmana çıkıyor.
Turkcell Süper Lig’de sezon ortasında teknik direktör değiştirmek bir gelenek halini aldı.
Yıllardır “teknik direktör kıyımı” olarak adlandırılan konu 2008-2009 sezonunun bir haftası eksik ilk yarısının ardından güncelliğini koruyor.
Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor, Sivasspor, Ankaraspor, Kayserispor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gaziantepspor ve Eskişehirspor dışındaki bütün kulüpler teknik adam değişikliğine gitti.
Ankaragücü, Bursaspor ve Kocaelispor’a birer değişiklik de yetmedi. Böylece 16 hafta sonunda görevini bırakan ya da bıraktırılan teknik direktör sayısı 12′ye ulaştı.
Hatta sezon öncesi hazırlıklarında transferlerini yaptığı, antrenman programını hazırladığı takımın başında sahaya çıkamayanlar da var.
Son 10 yılın istatistikleri incelendiğinde, 2008-2009 sezonunun bu alanda rekora sahne olabileceği gözleniyor.
En az bir maç sahaya çıkan sözleşmeli teknik direktör sayısı göz önünde bulundurulduğunda ilk yarılar itibariyle rekor 13 teknik adam değişikliği ile 2005-2006 sezonuna ait.
Geçtiğimiz sezon 34 haftalık periyot sonunda 18 takımı, tıpkı 2005-2006′da olduğu gibi toplam 37 teknik direktör çalıştırdı.
Kulüplerin teknik adamlarına en çok güven duydukları sezon ise 2006-2007 oldu. Bu sezonun tamamında sadece 12 teknik direktör değişikliğine gidildi.
Eti pişirmeden önce bira ya da şaraba yatırın!
Eti pişirmeden önce biraya da şaraba yatırmanın, kansere yol açan kimyasalların seviyelerini önemli ölçüde azalttığı bildirildi.
İngiliz Daily Telegraph gazetesinin haberinde, Portekizli bilim adamlarının yaptığı bir araştırmanın, kırmızı eti pişirmeden önce birkaç saat alkole yatırarak bekletmenin, kızartırken ortaya çıkan kanserojenlerin seviyesini azalttığını ortaya koyduğu belirtildi.
Sonuçları New Scientist dergisinde yayımlanan araştırma, biranın, kansere yol açan söz konusu kimyasalların seviyelerini azaltmada şaraptan daha etkili olduğunu gösterirken, biranın ayrıca etin piştikten sonra daha iyi görünmesini ve daha lezzetli olmasını sağladığı kaydedildi.
Porto Üniversitesinde görevli bilim adamları, araştırma çerçevesinde, kırmızı eti kızartmadan önce 6 saat kırmızı şarap ya da biraya yatırdı, kızartıldıktan sonra, marine edilen kırmızı ette kanserli tümörlere yol açan heterosiklik aminlerin seviyelerinde alkole yatırılmayan ete oranla yüzde 90 oranında azalma tespit edildi. Birayla marine edilen ette bu etkinin, 4 saat bekletildikten sonra da görüldüğü bildirildi.
Kırmızı et, kızartıldığında ve ızgarada pişirildiğinde, yüksek ısı kas dokusundaki şeker ve amino asitleri, yüksek seviyede kanserojen madde haline getiriyor.
Yılbaşı sofrasında dikkat edilmesi gerekenler
Yılbaşı akşamında çok çeşitli yemeklerden hazırlanan sofraların, sınırsız tüketim halinde kabusa dönüşebildiği, yılbaşı sonrası meyve, sebze ve salata desteğiyle yapılacak birkaç günlük diyetin faydalı olacağı bildirildi.
Özel Medicana İnternational Ankara Hastanesi Uzman Diyetisyeni Müge Özturna, yaptığı açıklamada, yılbaşı akşamı ve ertesi gün, hazımsızlık, fazla alkol tüketimi, ishal ve kan şekeri yüksekliğinden kaynaklanan sağlık problemleriyle hastanelere başvuruların arttığını belirtti.
“Yılbaşı akşamları, çok çeşitli yemeklerden hazırlanan sofralar, sınırsız tüketim halinde kabusa dönüşebiliyor” uyarısında bulunan Özturna, yılbaşı gecesi bazı beslenme ilkelerine dikkat etmek gerektiğini vurguladı.
“Yılbaşı akşamı fazla yemek yeneceği” fikrinden yola çıkılarak, gündüz aç kalınmasının yanlış olduğuna işaret eden Özturna, aç kalan bir vücudun, aldığı besinleri yakmak yerine, bir sonraki açlıkta kullanmak üzere depolama eğilimine girdiğini kaydetti.
Hafif bir öğle yemeği ve ara öğünlerle akşama hazırlık yapılabileceğini, aralarda meyve tercih edilebileceğini anlatan Özturna, bisküvi, kurabiye, poğaça tarzı atıştırmalardan uzak kalınmasını önerdi.
Akşam üzeri kan şekeri düşüklüğünün, akşam yemeğinde ise fazla açlığın engellenmesi amacıyla düşük kalorili 1-2 porsiyon meyve tüketilebileceğini ifade eden Özturna, yılbaşı akşamı hindi tüketilmesinin de faydalı olacağını belirtti.
Kırmızı etin ise ızgara, buğulama veya haşlama şeklinde pişirilmesinin yerinde olacağını ifade eden Özturna, menüde vitamin, mineral ve posa içeriği yüksek salata ve zeytinyağlı sebzelerin de yer almasının önemine işaret etti.
Öneriler
Özturna, yılbaşı akşamı ve sonrasında beslenmede şunlara dikkat edilmesini önerdi:
-Yılbaşı akşamı patlıcan ezmesi, yoğurtlu havuç gibi hafif sebze ağırlıklı mezeler tercih edilmelidir. Hazırlanan mezelerden tabağınıza birer kaşık alıp, porsiyonu yinelemezseniz hem tadımlık hem de doyumluk bir keyif yaşarsınız.
-Ordövr tabağında yer alan şarküteri ürünlerinin yarısını veya üçte birini tüketin. Çünkü peynir, salam, pastırma, mayonezli mezeler yüksek kalorilidir.
-Kalsiyum ve protein içeren süt ve yoğurt grubu mutlaka tüketilmelidir. Ayran, yoğurtlu salata, yoğurt, yoğurtlu makarna gibi seçenekler tercih edilebilir.
-Pilav, makarna, çorba, dolma, ekmek, kestane gibi besinler karbonhidrat grubundadır. Bu besinlerin enerji içerikleri yüksektir ve kan şekerini hızla yükseltir. Karbonhidrat grubundan besin seçilirken mutlaka posa miktarının yüksek olmasına dikkat edilmeli ve bu gruptan en fazla 1 veya 2 tür besin seçilmelidir.
-Bulgur pilavı, kepekli ekmek, kepekli makarna gibi glisemik indeksi düşük olanlar tercih edilmeli ve tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir.
-Yılbaşı sofralarının vazgeçilmez yemeği kestaneli pilav tercih edilecekse, ekmek ve çorba yerine tüketilmeli ve 5-6 kaşıkla sınırlandırılmalıdır.
-Çok fazla çeşitte ve yağlı besin tüketimi mide bulantısı, hazımsızlık, ishal gibi sağlık problemlerine yol açacağından, mümkün olduğu kadar yağsız, az çeşitte besin tüketilmeye özen gösterilmelidir.
-Dışarıda yemek yenecekse, hazırlanan yemeklerin içerikleri bilinmeli ve ilk defa tüketilen yemek çeşidi ve besin varsa, alerji, hazımsızlık, gaz gibi problemlerle karşılaşmamak için dikkatli tüketilmelidir.
-Hazımsızlık ve şişkinliğin engellenmesi için yemek yavaş yenmeli ve iyi çiğnenmelidir. Bu yöntem çabuk doymamıza ve daha az besin tüketimine de sebep olacaktır.
-Fazla miktarda, hele hızlı ve büyük lokmalar halinde besin tüketmek, tansiyonu artırıp, kalbi sıkıştırabilir. Yılbaşı gecesi acil servislerde halk diliyle “mide fesadı” denilen, sindirim sorununu yaşayan ve midesi yıkanan çokça hastaya rastlayabilirsiniz. Yavaş yavaş ve azar azar yemek gerçekten çok önemlidir.
-Doygunluk sağlandıktan sonra, sofrada oturmak yemek miktarının artmasına sebep olur. Bu yüzden yemek bitiminde sofradan kalkılmalıdır.
-Şekerli besinler yüksek enerji içerir ve kan şekerinin hızla artmasına sebep olur. Bu yüzden, tatlılar yemekten sonra ara öğün olarak tüketilmeli, kalorisi ve yağ içeriği yüksek hamurlu tatlılar yerine, tarçın ile fırında pişirilmiş incir tatlısı, kabak tatlısı gibi meyveli veya sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
-Kuruyemiş olarak en fazla bir avuç fındık ve ceviz tercih edilmelidir.
-Yemekten sonra ara öğün olarak miktarlarına dikkat edilerek, 2-3 porsiyon meyve tüketilebilir.
-Yatmadan 2 saat önce yemek tüketimi sonlandırılmalıdır.
-Yılbaşı akşamı en önemli konulardan biri de alkol tüketimidir. Hem yemek hem de alkol fazla alındığında kalori çok artar. Bu durumda baş ağrısı, yorgunluk, mide ağrıları, bulantı, kusma, ağırlık hissi ortaya çıkar. Rakı, votka, viski gibi yüksek alkol içerenler yerine, şarap, şampanya veya bira gibi düşük alkol içerenler tercih edilebilir. Kadınlar için en fazla 2 kadeh, erkekler için de en fazla 3 kadeh gibi bir sınırlama faydalı olacaktır.
-Diyabet, kalp hastalığı, böbrek ve karaciğer gibi kronik hastalığı olan ve diyet uygulayanlar buna mutlaka devam etmeli, yemek istediği besinleri diyetisyene danışarak öğünlerine katmalıdır.
-Yeni yıl akşamının sonrasında, beslenmenize ekleyeceğiniz meyve, sebze, salata desteği ile yapacağınız birkaç günlük diyet, hem vücudunuza iyi gelir hem de yeni yılda yapmak istediklerinizi size hatırlatacak bir kür olur.
-Yılbaşı ertesinde, aldığınız fazla kaloriyi yakmak için açık havada yapacağınız 1-1.5 saatlik bir yürüyüş de çok iyi olur. Hem oksijenlenmiş hem de kalori yakmış olursunuz.
Leziz çiğ köfte yapmanın püf noktaları

İyi çiğ köfte nasıl yoğrulur? malzeme nasıl seçilmeli? Yanında ne içilmeli? Çigköftenin hamur gibi cıvık ya da tersine sert olması nasıl engellenir? işin ustasından incelikler:
Şanlıurfalı ustalar, çiğ köfte yoğurmanın püf noktalarını açıkladı.
Şanlıurfalı çiğ köfte ustaları; 8 kişilik çiğ köfteye 4 su bardağı köftelik bulgur, 500 gram dövülmüş veya çekilmiş yağsız kırmızı et, 6 yemek kaşığı kuru isot (pul biber), 1 tatlı kaşığı tuz, biraz karabiber ve tarçın, 8-10 adet yeşil soğan, 1 kuru soğan, 1 demet maydanoz, 1 tatlı kaşığı salça konulması gerektiğini dile getirdi.
Ustalar, lezzetli bir çiğ köftenin nasıl yoğrulacağını ise şöyle anlattı:
“Yeşil soğan ve maydanoz yıkanıp incecik doğranarak daha sonra karıştırılmak üzere bekletilir.
Daha sonra özel olarak yaptırılmış köfte leğenine, tuz, kuru isot, tarçın, karabiber, salça, et, doğranmış kuru soğan ve sarımsak alınarak yoğrulmaya başlanır. İyice karışınca çiğ köftelik bulgur yavaş yavaş alınarak yoğrulmaya devam edilir.
Leğendeki malzemeler, çok az suyla yavaşça bastırılarak bulgur yumuşayıncaya kadar yoğrulur. Kıvamına gelinceye kadar yoğrulan çiğ köfteye önceden hazırlanmış maydanoz ve soğan karışımı eklenir, hafifçe ezilerek toparlanır. Avuç içi halinde sıkım yapılarak tabaklara konulur.
Tabağın etrafı marul, salatalık, nane semiz otu ve turpla bezenerek servis yapılır.”
SİNİRLER TEMİZLENMELİ MUTLAKA İSOT KULLANILMALI
Çiğ köfte yapımındaki püf noktaları da açıklayan usta eller şu ince noktalara dikkat çekti:
“Sert bulgurla yapılan çiğ köfte güzel olur. Bulgur çiğ köfte yapılmadan önce ezilerek içindeki kepekler ayıklanmalıdır. Çiğ köftede mutlaka Şanlıurfa isotu kullanılmalıdır. Çiğ köfteye konulacak kırmızı etin içindeki sinirler çok iyi temizlenmelidir. Kırmızı et dövülerek veya macun gibi oluncaya kadar çekilmelidir”
AZ OLURSA SERT ÇOK OLURSA HAMUR OLUR
“Çiğ köfte az yoğrulursa bulguru sert kalır çok yoğrulursa hamur olur”
ÇİĞ KÖFTEYE YAZIN BUZ KONULMALI
“Çiğ köfte az su alınarak yoğrulmalıdır. Yazın çiğ köfteyoğrulurken buz kullanılmalıdır. Çiğköfte yoğrulduktan hemen sonra yenmelidir. Çiğköftenin yanında içecek olarak ayran verilmelidir” tavsiyelerinde bulundu.
Adana kebabı nasıl pişirilir?

Adana kebabı nasıl pişirilir? Adanalı kebap ustaları, kurban eti ile kebap yapacaklara lezzet konusunda uyarılarda bulundular.
- Adana’da 50 yıldır kebapçılık yapan Cevdet Menekşe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, etin ilk kesildiğinde kanlı olması nedeniyle yapılacak kebabın lezzetsiz ve sert olacağını söyledi.
Etin, kesme işleminin ardından kanlarından arınması amacıyla serin ortamda asılı olarak bekletilmesi gerektiğini belirten Menekşe, şöyle konuştu:
’’Eti dolapta asılı bekletmek ancak sanayi tipi buzdolaplarında mümkün olur. Vatandaş evinde bu imkanı bulamayabilir. Bu nedenle Kurban Bayramı’nda, daha lezzetli olması için eti bir süre hijyenik ortamda asılı beklettikten sonra dolapta 24 saat dinlendirmeye bırakmak gerekir. Et kesildikten sonra bir tepsi veya kapta bekletilmez. Asılı bırakılan etin sinirleri daha kolay temizlenir.’’
Dinlendirmenin ardından pirzola, külbastı veya şiş olarak tüketilmek istenen etin, hafif salça, pul biber ve kekikten oluşan karışımla soslanmasını öneren Menekşe, şunları kaydetti:
’’Etin sosuna soğan suyu ilave edilmesi lezzeti güçlendirir. Dinlendirilmemiş etten kıyma kebap yapılmak isteniyorsa bunun sosu kuşbaşından çok farklıdır. Kıyma kebapta etin dinlendirilmiş olmasına daha fazla ihtiyaç var. Çünkü dinlenmemiş etin kıyması şişe saplanmaz, saplansa bile közle buluştuğunda dökülür. Ayrıca Adana kebap yaptığını sananlar kıymanın içine akıllarına gelen her türlü baharatı katıyor. Bu geleneksel Adana kebabı tadını vermez. Bu tadı bulmak için kıyma kebaba kıyılmış kırmızı biber ile tuzun dışında hiçbir baharatın konulmaması gerekir. Terbiyeli kebap isteniyorsa talebe göre, kıymanın yüzde 15’ini geçmeyecek şekilde taze sarımsak ve maydanoz konulabilir.’’
Menekşe, etin lezzetli olması için mutlaka meşe odunu kömürü kullanılması, etin ise köz, kor haline gelmeden pişirilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.



